7 Haziran 2011 Salı

YAZ GELDİ MERHABA DEDİ BİZLERE ;))

Uzun  zamandan beri  acaba  Yaz  ne  zaman gelicek  diye  düşünürken  , hava birden ısındı  kısa kollular çıktı  ortaya . Her yer cıvıl cıvılll .  İnsanın içi taşıyo  ,  herşey yapmak istiyo  herşey... 

Geçen zaman içinde Annemin sağlık  sorunlarıyla  uğraştık , hastane , ameliyat  derken  atlattık çok şükür sevenlerimizin de desteğiyle.  Zaman  herşeyin ilacı derler ya  çok doğru. Çok şükür  bugünlere de . Çok  sıkıntılı  günler geçirdim. İnsanın  en sevdiği  en değer verdiği  bi tanecik  annesi hasta olunca  yırtıyo  dağları  , enginlere sığmıyo  taşıyo.. Allah öle bir güç  , öle bir kudret veriyo ki bazen  sen bile şaşıyosun kendine . Hep derler ya ; Allah  taşıyabildiği kadar  yük  verirmiş insana . Hep  şükrettim  bunu da  nasip ettiği  için bana.  Hastaneler de  koşuştururken  kendimizden  kötüleri  gördükçe  şükretmeyi  daha iyi öğrendim.  İnsan  ancak tecrübe edindikçe  anlıyo  gerçek  değerini  yaşamının. Aslında  hastanelere düşmeden  sanki  normal olan buymuş gibi hissedip  anlamıyosun karşındakinin yaşadığını  oysaki  görünce  anca  idrak ediyosun , Allah'ım şükürler olsun diyosun yürüyebiliyorum , koşabiliyorum , konuşabiliyorum binlerce  şükürler Sanaa...

Belkide  hiçbir zaman unutamıyacağım bir anı oluştu gözümün önünde  o an  her daim  aklımda  , her daim...
Anne  çocuğunu almış  sırada bekliyor  çaresizce ...  Çocuğu zihinsel özürlü , çocuğunun elinde bir bebek ona bakıp gülüyor masumca ,  sıra  onlara geliyor  annesi anlatıyor derdini , çocuk  ağlıcak  bilmiyor ağlamayı  sadece bağırıyor , gülücek  sadece  bağırıyor , konuşamıyor , tepki veremiyor.  Ya annesi de olmasa ?
Şuan bile  ürperdim.  Hayatın  içinden  neler var karşılaştığımız , neler var yaşadığımız , neler var  tanık olduğumuz . Allah' tan  her daim her zaman  herşeyin hayırlısı  olsun hakkımızda  . Şükür  şu ana , şükür  bizlere sunulanlara.  Tarafımıza  sunulan sonsuz  nimetlerin  değerini  bilmeyenlere  sözüm. Bir an olsun düşünün , bir an olsun sessiz kalıp  irdeleyin  hayatınızı  ..  En kötü  anınızda bile şükredin  ! Hayat  bir sınav ..
Kimisi  çok şaşalı yaşıyor  bu  hayatı , kimisi  hastalıklarla , kimisi  hayırsız  evlatlarla  kimisi  borçlarla kimisi yoksullukla  ama  ortak olan   bir  sınavdayız ve  imtihanımız  sabır etmek  ve  her daim  şükretmeyi bilmek . ..
O yüzden  her zaman kendimizden kötüleri düşünelim  ve  o açıdan bakalım hayata !  İnanın  o zaman herşey bambaşka haz veriyor insana.

Son zamanlarda  stresten olsa gerek sürekli mutfaktaydım. Neler yaptım neler  ?  Çok güzel  şeyler çıkıyo ortaya , yakında bin kilo olmazsam iyidir. İnsan yapınca  yiyemezmiş  , ben tam aksine  yapıyorum  birde  oturup not veriyorum kendime  hımmm  güzel olmuş , hımm  bir sonrakinde şunu  ilave edersem daha iyi olur. Yaz aylarında  herkesin rejime girdiği  bir dönemde  ben  tatlılarla  bir mutluyum ki anlatamam :)))

Gezdiğim sitelerde  karşılaştığım  çok faydalı bilgiler ve  evde  herkesin yapabileceği  kolay  uygulanabilecek  süs eşyaları  yapımları  ile  ilgili  bilgiler  edindim .  Bunları  da  uygulayıp eklemeyi  düşünüyorum. 

İçimizin  ısındığı  şu günlerde  gezin , eğlenin , atın  stresinizi , ohhh  mis gibi  çekin  havayı  içinize . Bende  bunları  haftasonu  uygulayacağım  ,  bekliyorum  dört gözle....

Tubiş'ten kocaman sevgiler herkese ....

Sevgiyle  kalın..

25 Nisan 2011 Pazartesi

ÖZLEM VE YAŞANAN O MUTLULUK ;)

Öyle birşey ki  bu  , açıklanması çok zor  ancak yaşanarak   anlaşılan bir duygudur  bu .  Canım  arkadaşımı  gelin verdik çoook uzaklara  , O bir dost , O bir  abla , O bir  kardeşti  benim için.  Her daim  birlikte  attı  kalplerimiz , birgün olsun  kırmadık birbirimizi , birgün  olsun  sesimiz  yükselmedi birbirimize  , her halimizi  anladık  ,  yeri  geldi  aylarca  arayamadık  , soramadık birbirimizi  ama  birgün  olsun  sen aradın , ben aradım  sohbeti  olmadı  aramızda ...

Telefonu  açtığımızda  o yaşanan Özlem  ve  Mutluluk nasıl da  beliriyor her ikimizde , iki  muhabbet kuşuyuz biz :))  Evet  ya  içim  ferahladı , bir an derdimi unuttum , hayatı boşladım , herşeyi anlatmak istedim  , yetti mi hayır  :((  Ama  yinede  mutluyum , sesini  duymak bile huzur verdi ,  İşte  bu değil midir  , samimiyet ?  Bu değil midir içtenlik ? 

İşte  bu değilmidir sevgi , kalplerde yanan  ateşş.  Budur yaaa  eğer  seni  göremesem  bile  senin  resmini gördüğümde  parlıyorsa gözlerim , burkuluyorsa  kalkim  yanımda  olmadığın için    budur  gerçek dostluk. Öyle  insanlar varki  hayatta  yanındayken  başka  ,  uzaklarda  başka  şükür diyorum Rabbim beni  doğru  insanlarla karşılaştırdığın için ;)

O yüzden  dostlarımızın  kıymetini  bilelim.  Olur  olmaz sebeplerle  incitmiyelim birbirimizi .  Bazen  öle birşey olur ki  insan  duygularını  ifade  etmeye çalışırken  o anki  ruh haliyle  çok  çirkin bir şekilde  davranabilir karşındakine  ve farkında  olmaz  karşısındakine verdiği  hasarın , birde  olayı  kavga  moduna  sokar , çık işin içinden çıkabilirsen , sen  ne  için  açmışındır  neler işitmişindir , oysaki  içtenlik  bu  kadar  basit olmamalı  !  Sevgi , gerçekten  karşındakini  incitmekten kaçınmaktır . Hayat  çok kısa  arkadaşlar  sarılalım birbirimize  , gurur yapmayalım  hiçbişeyde . Fesatlık  olmasın içimizde ya. Nefes  aldığımız  her an  için  anlamsız  duygulara  yer vermiyelim yaşamımızda .

 Hayat  bir Masal  bir varmış  , bir yokmuş .  Bizlerde  bu masalın oyuncuları  Güzel roller  seçiniz kendinize  , sevdiğinize...O zaman  işte  herşey  anlam buluyor  yaşamınızda ...

Aylin'im  tariflerimi  gözlüyomuş, ama  ben  içimi  dökmeye  o kadar alıştım ki  , tariflere yer vermek yerine  içimi  döküyorum , döküyorum ... Süper bir duygu .  Haftasonu   bir sürü şey yapıyorum  yayınlamak adına ama bir türlü  yüklemek  nasip olmuyo  , Aylinim  canımmm  sana  özel bir köşe  açıcamm   Aylin'den gelenler diye  ve  senin  O  ENFESSS  tariflerine  burada  yer verelim .  Ne dersin ;) 

Tubiş 'tennn  kocaman  , KALPTENN SEVGİLERR TÜM SEVENLERİME ...





18 Nisan 2011 Pazartesi

UZUN BİR ARADAN SONRA YENİ BİR SEVİNÇLE MERHABA HAYATA...

Bir haftadır   bloglara  girilebiliyor her yerden , bunun  heyecanını yaşadım  ve  " Merhaba "  demek için  bu anı bekledim  belkide  ,  kelimeler , sözcükler birikti  ancak  nerden başlıyabilirim derken  bugün  aldığım mutlu bir haber  elime  kalemi  almamı  sağladı . 

 Canım   Mavişim  Kuzenim' in bugün bir  bebişi  oldu  , bir prensesimiz  olmuş bizimm, nasıl  sevindim  anlatamam, kalben hep yanındayım bitanem bunu biliyorsun dimi ?
Şuan  onunda  yanında  olmak  ,onun  bu  anını  birlikte  yaşamak  isterdim  ama  ahhh  mesafeler  bereketki  uzakları  yakın eden ,  teknoloji...

Bu arada   bu pazar  mutfağa  girdim  , şöle  güzel bir kahvaltı  hazırladım .  Pazar günü için gönlümüz açılsın ne yapıyım derken  , Lezzet dergisinin   pratik  kolay bir tarifi elime geçti . Malzemeleri  aldım  ve  yaptım  harika  olmuş  , biraz sonra  size  resim  ve   tarifle birlikte geri döneceğim ;)



14 Mart 2011 Pazartesi

ŞÜKÜR KAVUŞTURANAAAA

İnanamıyorum  ya  girebildim , oley ,oley , oley !!!  Uzun zamandan beri  bloglara yapılan engelden dolayı  giremiyordum , şuan başka bir yerden deniyorum oldu , fırsat  bu fırsat  hemen girip yazıyım dedim , fakat evden giremiyorum , ne yapıcam ben ya ::((( 

Bu arada dün akşam gündeme gelen ani bir haberle İmparator'un saldırıya uğradığını öğrendik  ve üzüldük , Rabbim den acil şifalar tüm hastalara.... Ailesine de  sabırlar ..

Yazıcak ne çok şey var ama  çıkmak durumundayım bennn , kurs beni bekler , haydi Tubiş  hareket zamanı ...

İnşallah evden de girebilirim ...

Allah' a emanet olun ,

Tubiş' ten  sıcacık sevgiler  size...

24 Şubat 2011 Perşembe

HAYVANLAR ALEMİ

Dışarda yağmur var rüzgarla  bulut arkadaş olmuş , haberin yokk , haberin yokk...  Deniz Seki  ne güzel demiş aynen öle birgün  bugün , yağmur  , karanlık bir hava  , yağmuru  seven biri olarak bana bile bugün  kasvetli geldi. Hala  rahatsızlığımı üstümden atamadım. Böle  bir garibim, sessizleştim , içime kapandım. Tubiş'e yakışmıyo dimi ? Bence de öle  ama  halsiz ve  bitkin  hissediyorum kendimi :( İçimden bişey yapmak gelmiyo. Yazı  bile  yazamadım iki gündür. İnşallah  en kısa  zamanda ben bana  kavuşurum. 

Bu hafta sonu  pasta kursuna  gitmeyi düşünüyorum kısmet olursa tabiiki ,   eğer gidersem resimlerle  size  çok güzel bir sunum hazırlayacağım. Ve   şeker  hamuruyla  pastalar yapacağız hep birlikte.

Bugün bir yazı  okudum ve  çok  ilginç buldum. Rabbim  neler  yaratmış  düşündükçe  insan hayretlere  giriyor. Ne  kadar  uçsuz  bucaksız  bir  Alem'in  içerisindeyiz. Milyonlarca  insan  hepsi birbirinden farklı , milyonlarca  hayvan  hepsi  farklı.  Ne kadar  büyüksün  Rabbimm!  İnsan  şaşıp kalıyo şimdi  size  bildiklerimizden  boyutlarıyla biraz farklı  olan  sevimli  hayvanları  sunuyorum.

1) Cüce “İpek Maymun”
Ağaçlarda yaşayan cüce “ipek maymun”, dünyanın en küçük maymunu. En fazla 12 cm uzunluğa ve 168 gram ağırlığa kadar büyüyebiliyorlar.

Amazon ormanlarında yaşayan bu sevimli hayvanlar, boyutlarına oranla inanılmaz yüksek ses çıkarma yeteneğine sahipler. Çığlıkları ormanın bir ucundan diğer ucuna yankılanabiliyor,



3) Brookesia Minima Bukalemun
Brookesia minima bukalemun, 2.5 cm uzunluğuyla dünyanın en küçük sürüngenlerinden biri. Madagaskar ormanlarında yaprakların arasında zorla fark edilen bu hayvan, gelişmiş bir bukalemunun tırnak boyuna gelinceye kadar çekmiş hali sanki.


4) Paedocyris Sazanı
2006’da, Sumatra bataklıklarında bulunan paedocypris sazan, dünyanın en küçük balığı. En fazla 7.9 milimetreye kadar uzayabiliyorlar. Beyinlerini korumasız bırakan gelişmemiş bir kafatasına sahipler ve planktonlarla besleniyorlar. Palmiye yağıüretimi için Endonezya bataklıklarının kurutulması nedeniyle soyları tükenmek üzere.

 
5) Filipin “Cadı Maki”si
Böcek gözlü, tüylü küçük Filipin “cadı maki”si, dünyanın en küçük maymunu farz ediliyor. Fakat bu maki, aslında bir maymun bile değil! Bilim adamları bu canlıyı koyacak bir kategori bulamıyorlar çünkü bu cadı maki benzersiz.

Günlerini ağaç gövdelerindeki küçük deliklerde uyuyarak, gecelerini de böcek avlayarak geçiriyorlar. Ortalama 10-12 cm uzunluğa ve 20 cm uzunlukta bir kuyruğa sahipler. Cadı maki hakkında ilginç bir bilgi daha: gözleri midelerinden daha büyük!


6)Arı-Sinekkuşu
Erkek arı-sinekkuşu, dünyanın en küçük kuşu. Küba’nın yerlilerinden olan bu kuşlar, ortalama 1.8 gram ağırlığa ve 5 cm uzunluğa sahipler. Kanatlarını saniyede 80 kere çırpabiliyorlar ve bunu insan gözü algılayamıyor. Hatta dikkatli bakmazsanız, onu bir böcekle bile karıştırabilirsiniz!


8) Bayan Denizatı
Bayan Denizatı, bir insanın serçe parmağından yani 16 milimetreden daha büyük değil. Endonezya kıyılarında içlerinde yaşadıkları mercanlarda onları farketmek çok güç.


9) Fare Maymun
Madagaskar’ın fare maymunu resmi olarak en küçük gelişmiş canlı. Nadiren yaşadıkları ağaçları terkediyorlar ve gecelerihareket ediyorlar, bu yüzden sekiz Fare Maymun türünün yeni tanımlanmış olması pek şaşırtıcı değil. Kısıtlı yaşam alanlarını kaybettikleri için, neslinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıyalar.

10) Pembe Peri Armadillo
“Pembe Peri” adını duyduğunuzda, muhtemelen pembe zırhlı ve ürpertici uzun tırnaklı bir memeli düşünmemişşinizdir. Pembe Kokoş Armadillo, biraz değişik bir yaratık ve çok sıklıkla görülmüyor. Armadillo’nun sırtındaki kabuk neredeyse vücudundan ayrı. Arjantin’in otlaklarında ve kumlu ovalarında yaşıyor.


11) İberya Kurbağası
Diğer bir küçük yaratık, Küba’da bir dağda yakın zamanlarda keşfedilmiş olan İberya Kurbağası. 8.5 milimetre boyundaki örnekleri bulundu ve kendisi dünyanın en küçük kurbağası oldu. O güne kadarki rekorun sahibi olan Brezilyalı altın kurbağa ise 9 milimetre boyutlarındaydı. İberya kurbağasının neslinin tükeniyor olması dışında hakkında pek az şey biliniyor.


12) Dünyanın En Küçük Kedisi Peebles
Küçük canlılara ek olarak, genelde büyük olan bazı türlerin de küçük örnekleri var. Peebles, bunların arasında, Guiness Rekorlar Kitabı tarafından yaşayan en küçük kedi olarak ilan edildi.


Bu fotoğraf çekildiğinde, Peebles iki yaşındaydı ve bir bardağa girebilecek ölçülerdeydi. Peebles’in genetik bir kusuru var ve kilosunu koruyabilmesi için günde en az dört kez beslenmesi gerekiyor.

13) Dünyanın En Küçük Köpeği Ducky
Ducky üç yaşında Chihuahua cinsi bir köpek. Kolaylıkla bir önceki rekor sahibi olan 5.4 inç uzunluğundaki diğer Chihuahua’yı alt etmeyi başardı. Ama bu onun şimdiye kadar kaydedilmiş olan en küçük köpek olduğu anlamına gelmiyor. Bu şeref sadece 2.8 inç uzunluğundaki bir Yokshire teriyerine ait.

 
 
14) Dünyanın En Küçük Hamster’i Peewe
Peewe bir inçten bile küçük yetişkin bir hamster. Normal boyutlardaki Hamster’larla kıyaslandığında, Peewe yeni doğmuş gibi gözüküyor. Sahibinin dediğine göre, Peewe 3 haftalıkken büyümesi durdu.
 
15) Dünyanın En Küçük Atı Thumbelina
Dünyanın en küçük atı sadece 17 inç uzunluğunda, yani bir kediden biraz daha büyük. Minyatür atlar üreten bir çiftlikte doğan Thumbelina, çiftliğin 34 inç boyutlarına erişebilen diğer atlarına göre de çok minik. Yani, ona kısaca “minyatürün minyatürü” diyebiliriz.

21 Şubat 2011 Pazartesi

SEGİLİLER GÜNÜ VE YOLDAYIZ İSTİKAMET AĞVA

Sevgililer gününü  Cumartesiden kutlayanlardanız  biz .  Ve yolculuk zamanı  hedef Ağva  Paradise  Hotel. Tabiiki her yerde  Seni Seviyorum mesajları ;  sizde sevdiğinize SENİ SEVİYORUM diyin  kalpten,gönülden sıcacık ,ama bu sadece sevgililer günü  olmasın her daim dile getirin bakın pastaneler bile dile gelmiş ;


Ve yola çıkış zamanıı. Ağva  yolu o kadar  kavşaklı bir yolki git git bitmek bilmedi  ama güneş bize gülümsüyordu , tabiiki bizde ona gülümsedik ;))



Ve  hotele  vardık. Paradise hotel ; salaş ,kendine özgü bir havası olan , kendimi bulmak istiyorum dediğinde aklına gelebilecek bir yer , ancak bu havada kesinlikle gidilmemesi önerilir tam bir lodos hakimdi...Ve hotele vardık şimdi sizi resimlerle baş başa bırakıyorum . Sevgilinize hoş bir sürpriz hazırlayabileceğiniz  çok güzel bir mekan ...İşte resimler ;





Ve resim eklmede sorun yaşadığım için şimdilik bu kadar ...

Yetenek Sizsiniz Türkiye İran lı Aref' in Yarı Final Show'u

Bugün uzun  süre İswiçre' de olan  kuzenimle  görüştüm.  Canım  benim  bi bebişimiz olcakmış  , nasılda  sevindim.  Sitene  bayıldım  dedi  çok mutlu  oldum  ,  içimi  döküyorum dedim,  gerçekten de  öle  içimi  döküyorum.  Sanki  biri  var  hayatımda  ve  ona  karşı  sorumluluğumu yerine getirmeliyim. O kadar  bağımlılık  oldu  anlatamam.  Canım  kuzineme  kocaman  öpücükler  burdan . Gurbet  ellerde  Allah'ım  ona  kolaylıklar  nasip etsin.  O  da  felaket bir ahçıdır , yakın zamanda  onun da  tariflerinden  sizlere  sunacağım.  Canım  Mavişim  iyiki varsın , Seni  çokkk seviyorumm.  Kalbim  hep seninle  hiç unutma. Sakın  okurken  gözlerin  sulanmasın  ,  bana  hamilelik  hormonu  felaket  bişey  diyo , herşeye  ağlıyosun  diyo  ... Ben  zaten  sulugöz  biri  olarak  o  hormonu  almasam  daha  iyi  olur  aslında  (ahahaha)  Rabbim  bana da ve  tüm  isteyenlere    o duyguyu  tatmayı  nasip etsin inşallah  ;)))

Bu  arada   işyerinde  bir  abiyle  sohbet ederken bana  Yetenek  Sizsiniz'i  izledinmi  dedi  ,  yok  dedim .
Ya  şuna  bi bak  ben bayıldım  dedi  gerçekten  bende  bayıldım ;) Mavişim  sende  izle  kesin  bayılıcaksın. 

Aref  felaket  güzel  bir  gösteri  sunmuş  , buyrun  sizler de izleyin ve bayılın  ;)

TUBİŞ NERDE :((

Uzun  zamandan sonra Merhaba  tüm   sevdiklerime  ,  Merhaba  tüm   insanlara  , Merhaba , Merhaba , Merhaba herkese ...

Belimin  ardından  Sevgililer  Günü  sürprizini  eşim  erken  yaptı  bana  cumartesi  kutladık günümüzü  ,  malum  pazartesi  günü   Mevlid  Kandiliydi  .  Harika  birgün geçirdik . Ruhumuz dinlendi.  Herşey  çok güzeldi  aslında , resimleri  bu akşam  eklemeye  çalışıcam ( Sizler  için çektim  çünkü  ;) )  ve  ertesi  gün  pazar  günü   ateşim  bir anda  38 oldu  anneciğimi  görmeye  gitmiştik  hemen bir iğne  vuruldum. Ve  iyi geldi ,  Pazartesi  günü işte çalışırken  iyiydim.  Ve  akşam  eve gittiğimde  bir anda bir üşüme  , titreme  aman Allah'ım nasıl üşüyorum anlatamam  2 tane  ateş düşürücü  içmeme rağmen  ateşim  40 ı  buldu  bir ara sayıklamışım sürekli.

Tabii  kendimi  ACİl ' de  serum  olurken buldum.  Ateşim  çok yavaş düştü  gece  bire  kadar  ordaydık. Kandil  gecesi  hastanedeydik.  Canımmm  Anneciğim  başucumdaydı . Ve  ağladım  hüngür hüngürr... Neler düşünmüştüm oysa  ,  ibadet  yapıcaktım  ama  olmadı nasip :(    Onun  için  bir saniye sonramızın garantisi yok  şu  yalan  dünyada .

Ertesi  gün kalktığımda  bütün  dudaklarım, burnum  her yer uçuk olmuştu  . Ağzımın  içi  yara  hepsi ateşten biliyorum . Çok  şükür  bugünüme.  Hastalığım  süresince  bana  bir bebek  gibi  bakan  CANIM ANNEMM  SENİ ÇOK SEVİYORUM. İyiki  varsın  iyiki !!!  İnanırmısınız  acısı  olmasına  rağmen  bana  bir kere olsun  aksettirmeden  beni   bir bebecik   gibi  besledi.  Allah'ım  bizi  hiç bir zaman  ayırmasın  Annecim.  

Rahatsızlıklarımın  hepsi  üst üste geliyo son günlerde  etrafımdaki  herkes Nazar diyo .  Okudum  dualarımı  Rabbime  emanetim !  Üzüldüm  kandilde  kimseyi  arayamadım diye  ama  o kadar güzel bir  izlenim bırakmışım ki  tüm  büyüklerim aradı  Tubiş  aramadı  kesin bişey vardır  ne  oldu  kızım dediler  üzüldüler  hepsi  kandilimi  kutladılar.  Çok sevindim  kandil  gününde  tümmmm sevdiklerim tarafından  arandığım  için  ,  çok  güzel bir duygu  çokk. 

O gün  yazamadım  şimdi  dile  getirmek istiyorum nasipten  ziyade  yok.   Herkesin  Kandilini  en içten dileklerimle  kutluyorum .  Allah  hepimize  başta  sağlık ,  huzur ve  kalbimizdekilerin  gerçekleşmesini nasip etsin. Tubiş  ' ten  sıcacık  sevgiler  size  ... 



10 Şubat 2011 Perşembe

GELENEKSEL BABANNİŞ YEMEĞİ :)

Yoğun bir iş  gününün   ardından Tubiş sizlerle ...   Bel  fıtığımla  ilgili tedaviye  başladıktan sonra bugün  çok şükür Rabbim'e daha iyiyim ! Ayaktayım ve yürüyebiliyorum . İnsanın  hastalığı neredeyse  canı orada ! O yüzden  kusursuz  yaratılan  bizler  ne kadar şükretsek az  dimi !!!  Ve ve ve  bu gece  ne vardı  bilin  bakalım ??? Ne  dediğinizi  duyar gibiyim ! Geleneksel  BABAANNE  yemeğiiz  vardı  bu  gece:) Ve  tabiiki  Konyalıya gittik :)) Söz  vermiştim makinam yanımda olacak diye  işte resimler  buyrun  ;)



Her zamanki  gibi sıcacık  bir ortam , Çok  iyi  bir karşılama  ve  hizmet  vardı Konyalı çalışanlarından  !  Önden  ikramları olan geleneksel peynirleri geldi  . Bayılırım  seve seve  yedim  az olmak kaydıyla malum  kilo almamak lazım ;) İşte sıcacık pideyle yediğimiz  lezzetlimi  lezzetli tulum peyniri !



Ve ardından  bayılarak yediğim  Tandır  !!!  Hımmm  süperdi sizler için yedim bu akşam  ;)



Ve  yemek esnasında  konumuz  Defne  Joy oldu !  Evet  olanlar üzücü  , bir ölünün  en son anında  yeni tanıştığı birisiyle bilmediği  ve tanımadığı  bir ortamda  bir duygusallık yaşayarak  gözlerini  kapamasıydı . Bir eş için ne kadar üzücü bir durum . Evet çok şey yazıldı , çizildi  ...Hıncal Uluç  'tan tutunda  bir çok insan yorum yaptı ,  haklı haksız  bir çok görüş oldu  bu konuda ! İçimizden evet haklı  yada  haksız  diyen çok insan var  ama artık  bir  ölü  var  ve  ölünün  akasından  yapılması gereken tek şey ise  bir  Fatiha okumak ! Allah rahmet eylesin  diyoruz  ve  çaylarımızın ardından  ev yoluna  koyuluyoruz !  Giderken de lezzetli yemekleri için şefimize  teşekür ediyoruz ::)))


Bir  sonraki  lezzet  durağımızda  sizlerle  birlikte  olacağım  !  Tubiş'ten  herkese  sıcacık sevgiler !
Gönlünüzdeki tüm  isteklerin gerçekleşmesi dileğiyle !

8 Şubat 2011 Salı

RAHATSIZLIĞIMIN ARDINDAN ...

Uzun  zamandan  sonra  Merhaba  diyorum  herkese.  Tam bir haftadır belimdeki  fıtık  yüzünden  yerimden kalkamadım. İki  büklüm  kaldım  iğneler , ilaçlar vs.  Bir türlü  geçmedi , geçmedi  ... Şükür bugünümü de  diyorum,  bizden  kötüleri  düşündükçe. 

Tabii  acı  olan  ne biliyomusunuz  sizinle  günlük hayatında  en yakınınız  gibi  gözüken  kakır kikir  gülüşen insanların  samimiyetine  inanıp  bekliyosunuz size bir alo  demelerini, o  olmuyo  belki  unuttu  diyosunuz  ve   karşılaştığınızda  bekliyosunuz  o  iki  kelimeyi...

Yüz yüze  geldiğinizde  gözünüzün içine  bakıp bir  Geçmiş  olsun  nasılsın  demekten  aciz  insanlar  var  hayatımızda . Muhakak  sizlerde de  vardır. Ne kadar acı dimi  insanlığını  kaybetmiş  insanlar tanımak .

Ne  kadar  acı  dimi  sizi  düşünen  , sanki  sizi  önemseyen  gibi  gözüküp  sadece  iyi  gün  dostu  olan  insanlar  tanımak. Ama  şu bilisinki  bugün  bana yarın  sana değilmi  ? Elbette  insan  taştan yaratılmadı  veya  senin başına  gelmicek diye birşey yok , birgün olur  sanada  gelir  ,  ya  o zaman  bekliceksin  aranmayı  dimi  birde  aramadıkları  zaman  surat  yapıcaksın  .... Vaybe  hayat sizin  etrafınızda mı  dönüyo  acaba  ? 

Bırakın  Allah  aşkına  İNSAN  olalım  İNSAN  ,  insana  önem  verelim  ki  bir  insan  olarak ta  sana  önem  verilsin  !

Neyse   dolmuşum , ama  her insanın beklentisidir  sevdiği  insanlar  tarafından  önemsenmek  !
Böle  günlerde  insanların  iç yüzü ortaya  çıkıyo  o da  çok  güzel aslında. Ne  güzel  kolay bir şekilde öğreniyoruz  kim  neymiş  ! 

Uzun zaman aradan  sonra  sizlere kavuşmak  çok güzel  ...  Bu  arada  tüm  eşlerin  beklentisi  Sevgililer Günü  yaklaşıyor.  14  Şubat  Sevgililer   Günü  Kandil' le  aynı  güne  denk geldiğinden  dolayı  12  'sine alındı  Tüm  sevenlerin  bilgisine...

Bende  bekliyorum  canım  eşim  , sevgilimle  buluşma  günümü :::))))

Bu  arada  çok yakın bir zamanda   çikolata kursuna  gitmeyi  düşünüyorum.  Ve  yaptığımız  güzel  çikolataları  sevenlerime  hediye  olarak  göndericem.. 

Gününüz   apaydınnnn  ,  ve  gönlünüzdekilerle birlikte  herşey  istediğiniz  gibi  olsun  !

Tubiş'le  kalın  ....Sıcacık sevgiler.

1 Şubat 2011 Salı

BÖBREK TAŞI

Bu  arada uzun  zamandır  annemin  böbrek  taşı  rahatsızlığıyla  uğraşıyoruz.  1,5 yıl  önce  sağ  böbreğinden  ameliyat  olmasının  ardından  tekrar üreyen taşlar nedeniyle  ağrılar  yaşamasının ardından  asla olasılık vermemize  rağmen  doktora  gittik  ve  bir baktık ki  annemin  iki böbreği de  yine taşlarla dolu  ve idrar yolları  tıkanmış . Bunun üzerine  bir taş kırma merkezine yönlendirildik. Tabii  bilmeyince  inanıyosunuz  ,  gittik ve kırım yapıldı  aylarca. Fakat  sonuç   ;   kırılmıyo  denilip taşları yollandık . Takii  Hizmet Hastanesi Üroloji  Anabilim Başkanı  Prof. Osman Aktüre  Bey'le tanışana kadar.  Size  tavsiyem kesinlikle  eğer böbrek taşı problemi yaşıyorsanız  Osman  Bey'e  gözükünüz.   Osman  Bey bizi bir taş kırma  merkezine yönlendirdi.  Allah'a  binlerce kez  şükürler olsun şu an  annem iyi  .  Kontrol  altınca olacak sürekli tabiiki...
Eğer  taş kırma  merkezi  ile  ilgili bilgi  almak isteyen olursa  lütfen yazsın  , bu konuda  tüm detayları  aktarabilirim.  Çünkü  deneyimsizlik  çok  kötü   yaşadıkça  öğreniyorsunuz  herşeyi...

Şimdi  sizlere kimi  zaman hiç ağrı yapmadan  ,kimi zaman ise  yaşattığı ağrılarla  insanın  hayatını  zehir  eden  ve  Türkiye'de  gün geçtikçe  ilerleyen bu hastalıkla  ilgili  bilmemiz  gerekenlere gelin hep birlikte bir göz atalım ; 


Böbrekler bel kemiğinin iki yanında, kaburgaların hemen altında yer alan, yumruk büyüklüğünde, fasulyeye benzeyen bir çift organdır. Başlıca işlevleri kanın fazla suyunu ve artık maddelerini süzmektir. Bu maddeler idrar şeklinde üreter denilen kanallarla böbrekten mesane’ye (sidik torbası) aktarılır ve buradan da uretra yolu ile dışarıya atılır.

Böbrekler aynı zamanda 3 önemli hormonu da üretirler. Bunlar kemiklerde kırmızı kan hücrelerinin üretimini harekete geçiren eritropoetin; kan basıncını düzenleyen renin ve sağlıklı kemikleşme için gerekli olan D vitamini.

Böbrek Taşı Nedir:Henüz tamamen anlaşılamamış bazı sebeplerle normal idrarın içeriğinde bulunan özellikle ürik asit ve kalsiyum gibi maddeler kristalleşerek böbrek içinde taş olarak adlandırılan yapıları oluştururlar. Tıbbi adı Nefrolitiazis dir. Oluşan bu taşlar golf topu kadar büyük olabileceği gibi kum tanesi kadar küçükte olabilirler. Düzgün yuvarlak, sivri, asimetrik vs. çeşitli şekillerde olabilirler. Çoğu taş sarı-kahverengi renklerdedir. Ancak kimyasal bileşimine göre bronz rengi, altuni veya siyah renkli taşlar da olabilir.

Bazı taşlar hiç belirti vermeden böbrekte kalabilirler. Bazıları ise üretirler, mesane ve uretra boyunca yer değiştirirler ve idrarla dışarı atılabilirler. Küçük olan taşlar herhangi bir belirti vermeden veya çok az bir rahatsızlıkla dışarı atılabilirken daha büyük olan taşlar çok şiddetli ağrılara sebep olabilirler.Bazen de idrar geçişini önleyebilen tehlikeli tıkanıklıklar oluşturabilirler.

Görülme Sıklığı:Oldukça sık görülen bir hastalıktır. Erkeklerin % 10-15 i, kadınların ise ortalama % 5 inde görülür.İlk olarak genellikle 20-30 yaşlarında ortaya çıkar. Özellikle erkeklerde bir kez taş oluşmuş erkeklerin 2/3 ünde ortalama 9 yıl içinde taş tekrarlamaktadır.

Sebepleri:
Böbrek taşını oluşturan sebepler kesin olarak bilinmemektedir. Bazı araştırmacılar içilen suyun çok fazla sert (kalsiyum sulfat içeriği fazla) veya çok fazla yumuşak (sodyum karbonat içeriği fazla) olmasının etki edebileceğini söylemektedirler. Aşırı alkol tüketimi, gut hastalığı da aşırı taş oluşumuna sebep olabilir.Bazı araştırmacılar ise aşırı sıvı kaybına neden olan sıcak iklimlerde böbrek taşının daha sık rastlandığını, bir başka grup birtakım özel yiyeceklerin böbrek taşına neden olduğunu iddia etmektedir.

Supersaturasyon teorisi: ( aşırı doygunluğa bağlı kristalleşme teorisi.) En yaygın teoridir. Vücudun susuz kalmasına bağlı olarak idrar daki sıvı oranı ile çözünen katı maddeler arasında dengesizlik oluştuğuna inanılır. Bu çözünmüş artık maddeler ile aşırı yüklenen idrar bir noktada doygunluğa uğrar ve bu noktadan sonra artık maddeler yavaş yavaş birikerek kristalizasyona ve taş oluşumuna sebep olur. Bu nedenle taş oluşumunu engellemek için çok miktarda su içilmesi önerilir.

İnhibitörler: Normal idrar kristalleşmeyi engelleyen inhibitörleri içermektedir. Bir teoriye göre bazı kişilerde bu inhibitörler yeterli görevi yapamamakta , kristalleşmeyi ve dolayısıyla taş oluşumunu engelleyememektedir.

Böbrek Taşlarının Tipleri:Böbrek taşları kimyasal içerik olarak farklılıklar gösterir.

*Kalsiyum Taşları:
Tüm böbrek taşlarının yaklaşık % 70-80 i ya kalsiyum oksalat, veya kalsiyum fosfat ya da her ikisinin bileşiminden oluşur. Kalsiyum diş ve kemik sağlığında önemli rol oynar ve normal diyette bulunur. Kalsiyumun fazlası idrar yolu ile ile vücuttan uzaklaştırılır. Kalsiyum taşları hiperkalsiürili ( idrarda aşırı kalsiyum bulunması) kişilerde oluşmaktadır.

Kalsiyum taşı oluşan hastaların % 40 ında sebebi bilinmeyen ailevi geçişli kalsiyum metabolizması bozukluğu vardır.Ender olarak da kalsiyum metabolizmasını harekete geçiren parotiroid hormonunu aşırı miktarlarda üreten paratiroid bezi tümörü sebep olmaktadır. Furasemid gibi diüretikler, kalsiyum bazlı antasitler ve steroidler de hiperkalsiüri ye neden olabilmektedir. Aynı zamanda bazı barsak hastalıkları, A ve D vitamininin çok yüksek miktarlarda alınması, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerin aşırı alınması da sebep olabilmektedir.

Diyette B vitamininin çok az veya C vitamininin çok fazla olması ile kalsiyum oksalat taşlarının oluşumu arasında bir ilişki kurulmaktadır.

*Ürik Asit Taşları:
Ürik asit vücutta protein yıkımı sonucu normal olarak oluşur ve idrarla atılır. Ancak bazı kişilerde özellikle erkeklerde ürik asit böbreklerde ve eklem yerlerinde birikebilir. Eklemlerde ürik asit birikmesi ailevi geçişli olan gut hastalığında görülür. Böbreklerde birikmesi ile de ürik asit taşları oluşur.

Böbrek taşlarının % 5-23 ü ( özellikle çoğunlukla erkeklerde olmak üzere) ürik asit taşlarıdır. Ürik asit taşlarında genetik faktörlerin de rol oynadığı öne sürülmektedir. Yüksek proteinli ( özellikle et ürünleri fazla ) diyet alanlarda ürik asit taşı oluşma olasılığı artmaktadır.

*Enfeksiyon taşları:Tüm taşların yaklaşık % 20 sini oluştururlar. İdrardaki ürenin bakteriler tarafından bozulması ile asidikleşen idrarda oluşan amonyak ve magnezyumun kristalleşmesi enfeksiyon taşlarına neden olmaktadır. Üriner sistem enfeksiyonu geçirmeye daha yatkın olan kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanmaktadır.

*Sistin Taşları:Sistin sinir kas ve bazı dokuların yapı taşlarından olan aminoasitlerden biridir. Ender görülen ailevi bir hastalık olan sistinüri de böbrekler de sistin taşları oluşur. Tüm taşların % 1-2 sini oluşturmaktadır.

Belirtiler:Böbrek taşları zaman içinde yavaş yavaş oluşurlar. Zaman zaman küçük belirtiler verebilirler. Ancak belli bir boyut ve pozisyona ulaştığında ani olarak belirtiler ortaya çıkar.

Henüz yeterince büyük olmayan ve böbrek fonksiyonlarına zarar vermemiş "sessiz" olan taşlar rutin röntgen

incelemesi esnasında ortaya çıkabilir.Bazen bu sessiz taşlar böbrek fonksiyonunu bozana kadar farkedilemeyebilir ve böbrekte kalıcı hasarlar oluşabilir. Bazen sırt ağrısı, kas ağrısı sanılabilen küçük belirtiler verirler. Bu tür hastalarda sık sık idrar yolları enfeksiyonu gelişir. Ancak en klasik belirtisi taşın bulunduğu bölgede yaptığı irritasyona veya tıkanıklığa bağlı olarak oluşan ve renal kolik adını alan şiddetli ağrılardır.

Renal kolikte ağrı aniden, genellikle gece veya sabaha karşı gelir. Akut apandisit veya barsak kökenli ağrılarla karışabilir. Ağrı belde, iki yanda veya mide bölgesi ve kasıkta başlayabilir.Erkeklerde testislere veya penise yayılabilir. Ağrı ,ile birlikte mide bulantısı, kusma, titreme, ateş görülebilir. Hasta huzursuzdur. Bir oturur, bir kalkar, şiddetli idrar yapma isteği ve idrar yaparken yanma oluşur.

Böbrek taşlarında görülen bir diğer klasik belirti ise hematüri olarak adlandırılan idrara kan hücrelerinin karışmasıdır.Bu kan hasta tarafından çıplak gözle görülebileceği gibi ancak mikroskopla görülebilecek tarzda az da olabilir. İdrar genellikle koyu renkli, bulanıktır ve bazen kokulu olabilir.

Tanı:Genellikle şikayetlerinizi dinleyen doktor idrar da kan hücrelerinin de görülmesi ile tanı koyabilir. Şikayetlerin taş nedenli olduğunu doğrulamak üzere röntgen tetkiki veya ultrasound tetkiki isteyecektir.Böylece taşın boyutu, şekli ve yeri konusunda bilgi sahibi olacaktır. Kan ve idrar tahlilleri ile de taşın kimyasal yapısı, idrarda kan olup olmadığı ve enfeksiyon bulunup bulunmadığı hakkında bilgi sahibi olacaktır.

Yapılacak röntgen tetkiki direk karın filmi veya İVP adı verilen ve damardan bir ilaç verilerek gerçekleştirilen özel bir röntgen olabilir. Tüm taşlar röntgen filmi ile görülemez. Bu gibi taşların görülmesinde ultrasound yararlı olacaktır. Ancak ultrasound da da çok şişman hastalarda ve 3 mm nin altındaki taşlarda başarılı sonuçlar alınamayabilir.

Röntgen filminde diğer kemik yapıları ile karışan taşlarda kompüterize tomografi istenebilir.

Korunma:Bol su için: Daha önce taş düşürmüş kişilere tekrar taş oluşumunun engellenmesi için bol su içmesi önerilir. Özellikle sıcak yaz günlerinde içilen su miktarının arttırılması gerekir. İdrarda kristalizasyonun engellenebilmesi ve taş oluşumunun engellenebilmesi için en azından 8 bardak su içilmesi gerekir. Hastalar çıkardıkları idrarın renginden aldıkları sıvının yeterli olup olmadığını anlayabilirler. idrarın renginin açık olması suyun yeterli olduğunu, koyu olması ise yetersiz olduğunu gösterir. Ayrıca bol su içilmesi idrar yolları enfeksiyonlarını da önleyici bir rol oynar.

Diyetinizde kalsiyum ve oksalat miktarlarını kısıtlayın: Daha önce taş düşürmüş bir kişinin idrar testlerinde kalsiyum oranı yüksek çıkıyorsa diyetindeki kalsiyum ve oksalatı kısıtlamalıdır. Kalsiyum içeren antasitleri kullanmamalı, kalsiyum içeren süt ve süt ürünlerini kısıtlamalıdır. Son zamanlarda bu konu tartışmalı hale gelmiştir. Ayrıca çay, kahve, çikolata, fıstık, ıspanak, pancar gibi oksalat içeriği yüksek gıdaları da kısıtlamakta fayda vardır.

Ancak diyetteki kalsiyumun azaltılması her hastada yararlı olmayabilir. İdrarında oksalat miktarı artmış kişilere kalsiyum tavsiye edilebilmektedir. Her hasta da koşulların değişik olacağı göz önüne alınmalı, diyet doktorunuz veya diyetisyen tarafından ayarlanmalıdır.

Et ve et ürünlerini azaltın: Bu sadece taş oluşmasını engellemekle kalmaz genel sağlığınız açısından da olumlu etki yapar. Hayvansal proteinlerin azaltılması vücuda kalsiyum girişini ve ürik asit atılımını azaltacaktır.

Tuz tüketimini azaltın: Tuz idrara çıkan kalsiyumu arttırır. Ayrıca hipertansiyon riskini de azaltmış olursunuz.




LAPA LAPA YAĞAN KAR



Öncelikle kocamannnn  sevgilerrrr, hele ki  ;  lapa lapa yağan  karın  ardından  sıcacık  sevgiler
Tubiş'ten  herkese  ;)

Ne kadar da mutlu oldum  yağan karı  görünce  seyrettim  ancak  kısa  sürdü :(   Bir  umutla  kar topu  hayalleri  kurarken   iki üç  atıştırdı. Ancak  gazetede  okuduğuma  göre   Türkiye' yi  buz  tutacakmış.  Erzurumda  -20 C  lere kadar  düşecekmiş  sıcaklık.  O koşullarda  yaşayanlara  kolaylık diliyorum  Rabbim'den.  Biz  kartopu  oynayalım  diyoruz  ama  birde  ordakileri  düşünmek  lazım dimi  ?


28 Ocak 2011 Cuma

KARNE ZAMANI...




Bugün   okulların  yarı  tatili... Ne kadar  da  mutlu  çocuklar  , karneler ve  tatil zamanı . Ne kadar da çok sevinirdik  dimi ? Hiç unutmam  çocukluğumda  yarı tatilde , muhakkak  bir yerlere giderdik ve  kar  yağardı  lapa lapa  , nasılda  güzel  kartopu  oynardık  , kardan  adamlar yapardık boyumuzca ve  bir bakardık ki  televizyon da   haberler okullar  bir  hafta daha  tatil  edildi  der  ve  ben  havalara  uçardım... Bambaşkaydı  o yaşadığım. Kar bile bir başkaydı , keşke  yine  çocuk  olabilsem ... Ama  bugün kar yağsa  ve dışarda biraz  tutsa  bende  dışardayım  içimdeki  çocuk  istiyo ne yapıyım ben kıramam ki  onu ...  Elimizdekilerle  mutlu  olmayı  bilmek lazım her zaman .. Yoksa  hayat geçermi ? 

Bu  arada  farkındayım  tariflerimi  ekleyemiyorum bu hafta  bir aksilik olmazsa  ekleme yapıcam kısmetse !  Geçen  gün  Meleğime (Anneme)  yemeğe  gittim  ve  felaket  bir makarna  yapmış   ben  fazla  sevmem  aslında  ama  bayıldım .  Size  demiştim  fotoğraf makinamı yanımda taşıcam diye  resmini çektim  ve  annemden  tarifini  alıp  onu da ilave  edicem. Meleğim' den  size  öle  tarifler gelicekki  aslında  ah  şu zamanı  biraz durdurup   hepsini yükleyebilsem. 

Bugün   Kurtlar Vadisi  Filistin  gösterime  giriyor. Merakla  bekliyenleri  vardır  kesin ,   bu akşam  bizde  izlicez  ,    düşüncelerimi yazarım .

Herkese  iyi  tatiller  diliyorum .

Tubiş'ten  kocamannn sevgiler....

26 Ocak 2011 Çarşamba

ŞÜKÜR OLMALI HERŞEYDE SİZCEDE ÖLE DEĞİL Mİ ?

Slm , Slm, Slm  herkese  ...

Yeni bir gün , yeni umutlar , insanoğlu   neler yaşıyor şu hayatta  dimi , acı tatlı  bir sürü olay  ama  yine de pes etmiyor , sımsıkı bağlanıyor  ve   BEN  burdayım  diyor hayata ....

Dün akşam  eve  tam   3 saatte gidebildim. Ahhh İstanbul  ahhh  ,  şu trafik  insanı bitiriyo  resmen ,   kursuma bile gidemedim , yetişemedim...

O kadar  çok ambulans  vardı ki  içim çok tuhaf oldu ne oluyo dedim böle ? İnanın bu kadar  çok  daha önce hiç rastlamamıştım... Kesin bişeyler vardı ancak  anlayamadım durumu .

Ama içimi acıtan sadece şu oldu ;  O  ambulansı  bekleyen  kişi  ya da kişiler ..Allah' a  ne kadar şükretsek az değil mi ? Bugün  sabah kalktık , elimiz  , kolumuz tüm uzuvlarımız yerimizde , nefes alabiliyoruz NE MUTLU BİZE  değil mi ??

"" Şükretmek  lazım  hemde  defalarca  şükretmek ... Kendimizden kötüleri  düşünüp  şükretmek... ""

Her daim  iyi  düşünelim  , herşey iyi olsun ...

İyilik yapalım   , iyilikler  bizi bulsun ..

Kalbinizdekilerin  gerçekleşmesi  dileğiyle,   Tubiş' ten  sıcacık  sevgiler...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Bu  arada  size  eğlenceli  bir link  atıyorum.  Yetenek  Sizsiniz Türkiye ' de   Yıldız Tilbe  taklitiyle  başlayıp  Nihat Doğan , Seda Sayan , ve  Bülent  Ersoy' u   canlandıran  Sefa  Doğanay  ( süperrrdi  )  İzlemenizi  tavsiye  ederim.  Öldüm  gülmekten ... Bu tür yetenekler  olmalı  diyorum ....



HASANPAŞA KÖFTESİ


Hatırlarsanız  cuma  günüde  kendimi iyi  hissetmiyorum demiştim. Havalardan  olsa  gerek  her yerde salgın  var , kimi görsem  hasta . Bende  nasibimi  alanlardan oldum galiba... Haftasonu  dinlendim  ,  şuan iyiyim.  Ama  sizlere  tariflerimi sunamadım. Olsun  acısını  bol bol  çıkartırız.  Şimdi  size  çok  leziz  olan  Hasanpaşa  Köftesinin tarifini  vereceğim.  Ayrıca  ben  püresini  de  evde  yapıyorum  , felaket güzel  oluyo  ,  denemesi  sizden ...

Tubiş' ten  kocaman sevgiler...


Malzemeler:
  1. Köfte malzemeleri:  
    • 750g kıyma
    • 1 baş kuru soğan
    • 2 yumurta
    • 2 dilim bayat ekmek içi
    • tuz
    • karabiber
     2.  Püre malzemeleri:
    • 5-6 patates
    • 2 yemek kaşığı tereyağı
    • 1 yumurta
    • yarım su bardağı süt
    • tuz

      3.   Salçalı su
    • 1 yemek kaşığı domates salçası
    • 1 su bardağı su
Hazırlanması:

1. Püre için patatesleri soyup, haşlayın ,püre makinesinden geçirin. Tencerede tereyağını eritin,  patatesleri ekleyin ve yumurtayı ilave edip karıştırın.Ardından  sütü karıştıra karıştıra ekleyin ve  en son tuzunu koyup püre haline  geterin.

2. Köfte malzemelerini karıştırın ,  harçtan cevizden büyük parçalar koparıp ortası çukur köfteler yapın. köfteleri yağlanmış fırın tepsisine dizip üzerine 2 yemek kaşığı sıvıyağ gezdirin. 200C fırında 15-20 dakika pişirin.

3. Fırından çıkarıp çukurlara 2 tatlı kaşığı püre yerleştirin. 1 yemek kaşığı salçayı suda ezip köftelerin üzerine gezdirin. Tekrar fırına koyup pembeleşene kadar pişirin.











  




21 Ocak 2011 Cuma

SON GÜN

Son  gün  ve  çok  yoğunummmm,  neyseki  haftasonu  geliyo  güzel  şeyler yapabileceğim  sitem adına... Sevinçliyim  tabiikide  ...Yuppiiii  !!!! 

Herkese  iyi hafta sonları diliyorum.

Herkesin  kalbindeki  dileklerinin   gerçek olması  dileğiyle, 

Sevgiyle , Tubişle  kalın.

20 Ocak 2011 Perşembe

GÜNÜM VE KURS

Evet  dün  koştura koştura kurstan eve gittim neyseki   yetiştim  Muhteşem Yüzyıl'a  .  Keyifle  izledim. 
Ancak ;  dün akşamdan beri bir baş  ağrısı başladı  hala  devam ediyo ::)   Birazcıkta üşüyorum.. 

Bu arada  kurs  hocamla  blogumda  edindiğim bilgileri  yayınlıyabilirmiyim diye sordum , ne demek dedi  harika olur  Tubişim  dedi.  Şimdi  Canım  Fatma  Hocam la birlikte  çok  güzel  konular derleyeceğiz , her bireyin  bilmesi  gereken  konular olacak.  İlim  çok  güzel bişey insanı alıppp  götürüyo huzura...  Kursta  o kadar mutlu oluyorumki  , nasıl gittiğimi bilemezsiniz  içim taşa , taşa ...  Heleki  Fatma  Hocam'ın  anlatışı  ,  neden şimdiye kadar  tanışmamışım diyorum.  Ama  herşey  kısmet , nasip tabiiki ...

Bu arada  ilim  öğrenmek isteyen arkadaşlar  bulunduğunuz  illerde 10 kişi bir araya gelerek  yazılı  imzanızla  birlikte  Müftülüğünüze  müracat ederseniz  , akşam  kursları  da açılacaktır  camilerde.

Şu an bizim kursumuz  ilk pilot  kurs   ve  camide  devlet tarafından düzenlenen   akşam kursu  .  Eğer  sizde  bende  gitmek istiyorum diyorsanız en yakın  Müftülükden bilgi alınız.

Herşey  kalbinizdeki  gibi  olsun ...

Tubiş le  kalın , Sevgiyle...

19 Ocak 2011 Çarşamba

Dün  akşam  ailemiz  çok güzel bir yemekte buluştu.  Gece çok güzeldi , Yeşilköy ' e  gelirseniz eğer  Özkonyalı' ya  muhakkak uğrayın derim.  Şeflerin  hizmeti , kalite  ve  lezzet  süperdi. Tandır bir harikaydı  , et  lokum gibiydi.  Aslında  fotoğraf makinam yanımda yoktu  yoksa resimleri yayınlıyacaktım :(( ama olmadı , bundan sonra  yanımda taşıyacağım.

Bu arada ilerleyen saatlerde  ben   dakikaları  sayıyodum sona doğru  çünkü ;  Öyle  bir geçer  zamanki  varrr....  Ve  dönüşte  bizde toplandık ,  filme  yetiştik.  İnanın  akşam  filmi  seyrederken  herkese  bişeyler oldu  stresten , resmen içinde yaşıyorsunuz filmin , ya  küçük Osman' a  ne demeli  , o minnacık canıyla  nasıl  o rolleri  yapabilir , yerim onu ben...Film  bitişinde  elimizde  tansiyon aleti  tabii :::)))  haftayı sabırsızlıkla bekliyorum...

Bugün  ise  meşhur   Muhteşem Yüzyıl  var  . Tabi  bu arada benim kursum  var Kuran kursuna gidiyorum haftaiçi üç gün. Yarıda da  olsa  yetişirim heralde...  Geçen  bölüm  felaket  heyecanlı  yerde bitti. Görüyosunuz  dimi  kadınlar  nasılda  erkekleri  ellerinde  oynatabiliyorlar.  Atatürk demiş  haklı da demiş  bir memleketi ve milleti idare ettim  , bir  kadına hükmedemedim diye...  Eğer arta  kalan zamanım olursa hemen sizlerle buluşacağım...Ve sizeee müthiş tariflerim sunucağım. Bu arada  iki oldu  sağlıkla  ilgili  kayıt açıyorum ,bir türlü  yayınlamak nasip olmuyo  en kısa  zamanda   sağlık  bölümü devreye girecek.  Ayrıca  dini  bilgiler de yer alacak sitemizde . Öğrendiklerimi  size  aktaracağım.  


Son  olarak ise  yürek  ağlatan bir olay vardı bugün gündemde  ,  gazete okuyorsanız muhakkak  gözünüz takılmıştır.   Baba  sakat , ayağına vinç düşmüş , bacağı kopmuş  , çalışamıyo tabii , evde  çocuk  var birisi 2 aylık  , anne sütüyle besleniyo  yavrucak  ama  anne  yemek yiyemezse  nasıl beslenir ,  dolaplarında   hiçbirşey yok ,   yiyecek yok , içecek yok  ve  bebek  açlıktan ölüyor.  Ne kadar acı  dimi ?  Hayat ne kadar acımasız  bir tarafta  çöpe  atılan  onlarca  yemek , onlarca  giysi  , diğer taraftan ise  açlıktan  , soğuktan , bakımsızlıktan ölen bebeler ...  Tabii  Türkiye  ayağa kalktı  peki  geç değilmi ? Niçin  hep  bişeyler  son bulduktan sonra  yardım yağar , niçin  zamanında  araştırılıp bu insanlara el uzatılmaz.  O yüzden  lütften  giysi dolabımızda  giyilmek için  sıra  bekleyen  ve    giyicek  hiçbirşeyim  yok  demekten  kendimizi  alıkoyamayan bizler  ,  fazlalıklarımızı  ihtiyaç  sahiplerine  ulaştıralım...

Bunun için  Kursumuzda da   bir  projemiz var  ve  bu yolda  bir  atılım başlattık.    Umarım  muhtaç  sahibi  birçok insana  elimizi uzatabiliriz.

Görüşmek üzere diyorum.

Tubiş'ten  sevgiler...